Çakra Meditasyonu

Çakraların işlevlerini yükseltmek ve uyumlu çalışmaları için kullanılabilecek bir çok metot söz konusu. Ben özellikle kendi kullandığım ve çok faydasını gördüğüm bir yöntemden bahsetmek istiyorum. Bir zamanlar İnternet’te bulduğum bu metot Getrud Hirschi’nin kitabındaki murdalarla desteklenmiştir. Her sabah yataktan kalkar kalkmaz ya da günün herhangi bir saatinde ihtiyaç duyduğunuzda yapabileceğiniz bir meditasyondur. Bahsi geçen mudraları meditasyon esnasında mutlaka yapmaya gayret edin böylece tüm çakralarınız arasındaki uyum üst seviyede olacaktır.

Öncelikle bir sandalyeye oturup gözlerinizi kapatmalısınız. Dikkatinizi tamamen nefesinize verin. Yavaş ve derin nefes alın. Nefes alırken özellikle diyaframdan nefes alın (nefes alırken karnınız şişmeli). Şimdi ayaklarınızdan aşağıya kök saldığınızı ve toprağın içine doğru büyüdüğünüzü imgeleyin. Derinlerde bulunan verimli topraklara bağlanın, kökleriniz derinlere ulaşsın. Yavaş ve derin nefes alın, gevşeyin ve toprağı hissedin.


Üzerinde çalışmaya başlamadan önce çakralarınızı arındırmalısınız. Bunun için gökyüzünde beyaz bir ışık küresi ve bu ışık küresinin gelip tam başınızın üstünde durduğunu imgeleyin. Beyaz ışık küresinden akan ışık seli önce taç çakranızı temizliyor ve blokajları ortadan kaldırıyor.

Ardından üçüncü gözünüze doğru akmaya başlıyor ve temizliyor, blokajları ortadan kaldırıyor. Böylece sırasıyla boğaz, kalp, göbek, kuyruk sokumu ve kök çakranıza kadar ışıkla arınma işlemine devam edin. Sonunda ayaklarınızdan köklerinize ve oradan da toprağa doğru aktığını imgeleyin.

Işık küreye arındırdığı için toprak anaya da kabul ettiği için teşekkür edin.

Bundan sonraki aşamada kök çakranızın hizasında bir cam küre imgeleyin ve aynı aşağıda belirtilen kök çakra mudranızı yapın. Kürenin yavaşça kırmızı ışıkla dolduğunu imgeleyin.

Dolduğunda ise kuyruksokumu çakranıza yönelin ve hizada bir cam küre imgeleyin ve yine aşağıda bu çakra için belirtilen mudrayı yapın ve kürenin turuncu ışık ile dolmasını bekleyin. Bu işlemi sırası ile aşağıdan yukarıya doğru taç çakranıza kadar, yedi temel çakra bölgenize uygulayın.

Biraz daha yavaş ve düzenli nefes almaya devam ettikten sonra istediğiniz zaman meditasyonunuzu bitirebilirsiniz.

Aşağıda tüm çakralar için meditasyon esnasında gerekecek renkleri ve murdaları bulabilirsiniz.

Kök Çakra Rengi : Kırmızı 
Kök Çakra mudrası: Eller gevşek yumruk haline getirilir, başparmaklar dışta kalır. Yumruklarınız kucağınızda, kök çakranıza yakındadır.

Kuyruk sokumu Çakra rengi: Turuncu
Kuyruk sokumu Çakra mudrası: Sağ el, sol elin içindedir, parmaklarınızla sıkmadan sağ elinizi kavrayın. Elleriniz kucağınızda ancak size kök çakrada olduğunda biraz daha uzaktır.

Göbek Çakrası rengi: Sarı
Göbek Çakrası mudrası: Başparmak ve ortaparmak uçlarını birbirine değdirin Ellerinizi sıkmayın gevşek bırakın. Ellerini kucağınızda, bir öncekinden biraz dahauzakta tutun.

Kalp Çakrası rengi: Yeşil
Kalp Çakrası mudrası: elleriniz göğüs hizasında bedeninize dokunmadan yatay durmalı. Avuç içleriniz bedeninize ve parmak uçları ise birbirine bakmalıdır.

Boğaz Çakrası rengi: açık mavi
Boğaz Çakrası mudrası: Ellerinizi birbirine yapıştırın. Parmak uçları yukarıya doğru baksın. Parmaklarınız boğaz seviyesinde olmalı

Üçüncü göz Çakra rengi: gece mavisi (lacivert)
Üçüncü göz Çakra mudrası: İşaret parmağı ve başmarmak uçları birbirine dokunur. Elleriniz kucağınızdadır.

Taç Çakra Rengi: mor
Taç Çakra mudrası: Eller, avuç içleri yukarıya bakacak şekilde açılır ve bu arada eller omuz hizasındadır (dua eder gibi)

Çakraların önemi

1. Kalp Çakrası

Evet, 7 merkezi çakradan biri ve yeni de değil ama bu çakra tam dengelenmeden kendi benliğimizi ve sonrasında diğer varlıkları sevmemizin, sezgilerimizin isabetli olmasının ve tam sağlık ve coşkuyla yaşamamızın imkanı yok. O yüzden bir numarayı Kalp Çakraya verdim. Sevgi her şeyi birlikte tutan tutkal, bizi biz yapan güç ve gerçeğin kendisidir. Tohumlar sevgiyle atılır, bebek sevgiyle büyür, sevgi aslımız ve özümüzdür. Bu blogda kalp çakrası, sevginin gücü ve anlamı hakkında sayısız yazı yayınladım. İnanın sizi hangisine yönlendirmem gerektiğini bile bilmiyorum. Onun için kalp çakrası ve tatminkar bir hayat için sadece kısa bir günlük mantra veriyorum: Sevgi tek gerçektir. Ben sevginin ta kendisiyim. Kendimi sevginin yönlendirdiği bir güne bırakıyorum”.

2. Ense Kökü ya da Yükseliş Çakrası

Bu çakra en az tepe ve üçüncü göz çakrası kadar önemli. Pozisyonu tam beyinciğin altı, omuriliğin başladığı yer. Hipofiz bezi, beyincik ve kulaklar da bu çakraya bağlı. Bu çakra büyük ihtimalle 2000 li yıllarda ama özellikle 2010 dan itibaren yavaş yavaş aktive olmaya başladı. En çok görülen yan etkisi ise vertigo hastalığı. Son yıllarda ne kadar çok vertigo hastasıyla karşılaşıyoruz, farkında mısınız? Baş dönmesi, dengesizlik, kulaklarda çınlama, duyma zorluğu ya da fazlalığı bu çakranın etkinleşmesinin ve “açılmaya çalışmasının” yan etkileri.

Hipofiz endokrin (salgılar) ve sinir sistemi arasındaki en büyük organizasyon ağını yönetir. Hipofiz bezi diğer salgıların yanında adına sevgi salgıları diyebileceğimiz Oksitosin (aşk hormonu), Endorfin (ağrı kesici ya da rahatlatıcı) ve Prolaktin (Anne Sütü) hormonlarını yönetir.

Bu çakra bütün hormonlarımızı “yeni insan” tasarımına göre düzenlemeye başladı bile. Yani yükseliş sürecinde son derece önemli bir yeri var, çünkü sevginin şimdiye kadar hissedemediğimiz katlarını hissetmemize ve bunu beynimizde idrak etmemize yardımcı oluyor. Ancak bunun yanında duyma ve sezgi yeteneklerimizi de geliştiriyor.

Kutsal Anne bana verdiği mesajlardan birinde Hipofiz bezinin yeni ve çok önemli bir salgı üretmeye başladığını ve çok yakında bilim insanlarının bunu keşfedeceğini söyledi. İşte bunu merakla bekliyorum.

3. Çene – İnanç Çakrası

Çene çakrası çenemizin hemen alt ucunda yer almaktadır. Bu çakra öne çıkıyor çünkü 5 fiziksel duyumuz da yeni düzenlenen vücudumuzla birlikte daha keskin olmaya başlayacak. Seçebildiğimiz ses frekansları, renk kuşakları, lezzet kategorileri ve vs. zaten son birkaç yüzyılda gelişti ve şimdi bir sonraki aşamaya hazırlanıyoruz. Özellikle bir-iki yıl içinde görme ve duyma duyularımızda büyük değişimler bekliyorum. Elbette, eğer dikkat etmezsek bunları fark etmeyeceğiz. Sadece sanki her şey daha parlak ya da keskin sesliymiş gibi gelecek bize, ama durup dikkat ettiğimizde bu değişikliğin derin etkilerini anlayacağız. Bu gelişimin açıklaması son derece basit. Enerjiler yükseldikçe biz de yükseliyoruz ve yeni enerjilere uyum sağlıyoruz. Bu sırada daha yüksek enerjileri hissetme, titreşimleri duyma, frekansları görme, tatma ve kokularını alma duyularımız da gelişiyor.

Bu aynı zamanda inanç çakrası. Kendimize ve Tanrıya inancımız bu çakrada yatıyor. Bu bloğu okuyan kişilerin Tanrıya, Kaynağa ve Evrene inancı hemen hemen tam gibi… Gibi dedim, çünkü bana gelen mesaj şöyle: “Eğer kendinize, kendi gücünüze, kendi varlığınıza ve ideallerinize tam inanmıyorsanız, bize nasıl inanabilirsiniz?” Evet, kendine inanç çoğu arkadaşta büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu çakrayı dengelemek “kör” inancı değil, “bilerek” inanmayı destekliyor.

4. Üst Kalp Çakrası

Bu enteresan bir çakra. Timüs bezinin hemen üzerinde, boğaz ve kalp çakrasının arasında. Enteresan dedim çünkü timüs bezi fiziksel olarak “yeniden oluşumu” ve “gençleşmeyi”  destekleyen büyüme ve bağışıklık hormonlarını salgılar. Arkadaşlar, insanların nasıl da genç görünmeye başladıklarını fark ettiniz mi? Sanki 35 25’e, 40 30’a, 60 50’ye dönmüş vaziyette. Bu tesadüf değil! Bu gençleşmeyi daha da uçlarda görmeye başlayacağız. Çünkü normalde 30-35 yaşlarında küçülüp fonksiyonunu kaybetmeye başlayan timüs yeniden aktive oluyor ve  “orijinal” Adem/Havva tasarımı insan olmamız yolunda bize yardım ediyor.

Üst Kalp aynı zamanda niyetin yattığı yer. Niyetlerimiz buradan kaynaklanıyor ve everene ses veriyor. Niyet etmenin önemine burada girmeyeceğim, hepiniz biliyorsunuz. Ancak, niyet ederken iki şey önemlidir: 1. İçten ve kararlı olmak 2. Niyetinizi bütünün hayrı için everene salıvermek. İşte bu çakra dengeliyse net, berrak niyetler en kısa zamanda en hayırlı şekilde gerçekleşir.

Üst Kalbin bir başka önemli ve özellikle bu zamanlarda ihtiyaç duyduğumuz fonksiyonu ise bütün karmik bilgileri depolamasıdır. Bu enkarnasyonda yanımızda daha önceki yaşamlarda kazandığımız bütün bilgi ve becerileri getirdik. Onlara ulaşmamızın en kısa yolu ise bu çakrayı tam olarak aktive etmekten geçiyor. Bazen bir şeyi ilk defa denersiniz ve nasıl bu kadar da iyi iş çıkardığınıza şaşırırsınız. İşte orada karmik deneyimlerinizden yararlanmışsınızdır. Bizler genelde karmayı olumsuz, baş belası tekrarlanan hikayeler ve hatalar olarak görme eğilimindeyiz. Oysa karma yanında pek çok yetenek, bilgi ve bilgelikler serisi getirir. Şimdi lütfen düşünün; Acaba kaç bin hayat yaşadık? Kaçında marangoz, doktor, inşaatçı, tüccar, piyanist, ressam, aşçı, savaşçı ya da çifçi olduk? Kaçında hoşgörü ve sevgiyi öğrendik, kaçında intikamın kimseye mutluluk getirmediği dersini aldık? İhtiyacınız olan beceriler ve bilgiler işte bu çakrada…

5. Alt Kalp Çakrası

Alt Kalp çakrası, kalbin hemen altında göğüs kafesinin bittiği yerdedir. Bu dönemde önem kazanıyor, çünkü boğaz çakrasına ek olarak iletişim konusunda büyük aşamalar kaydetmemize yardımcı oluyor. Çok boyutlu benliklerimizle ilk defa iletişim kurmaya başladığımız bu zamanda Galaktik Benliklerimizle aramızdaki iletişimi bu çakra sağlıyor. Aramızdan pek çoğunun Galaktik benlikleri var. İster Sirius’lu olsun, ister Arkturus’lu, aranızdaki iletişim kalbin hemen altındaki bu çakrada ve temeli sevgi olarak başlar. Pleaides, Andromeda vs gibi galaktik varlıklarından mesaj getiren kanallar bu çakrayı kullanırlar.

Bu çakra aynı zamanda hücresel iletişimi destekler. Yani en geniş galaktik, neredeyse evrensel radyo yayınları ve sonra da bunun tam tersi mikroskobik boyuttaki iletişimin başarısı bu çakranın dengeli olmasına bağlıdır. Hücreler birbirleriyle ve dış etkenlerle konuşurlar, dışarıdan gelen etkilere göre hareket ederler. İşte bu noktada çok dikkatli davranmamız gerekiyor. Çünkü hücrelerimiz her söylediğimizi ve düşündüğümüzü dinliyorlar. Onlarda “anlayışlı davranmak” ya da bir şeyi “ironik” olarak anlama kabiliyeti yok. Yani kendi vücudunuzla ilgili olarak söylediğiniz ve düşündüğünüz her şey birer emir olarak algılanıyor. Buna bir örnek verirsem, geçen hafta çalıştığım bir arkadaş görme fonksiyonundaki sorunlardan dolayı birkaç defa doktora gitmiş ve fiziksel olarak hiçbir problemi olmadığını öğrenmiş ama buğulu görmeye devam ediyordu. Biz onun görmeyenlerle çalıştığını, o kişilerin yeteneklerine büyük hayranlık beslediğini ve onların problemlerini çözebilmek için kendini onların yerine koyarak, acaba görmese nasıl hissedeceğini düşündüğünü bulduk. Hücreler ise bunu tam bir emir olarak algılamaya başlamıştı! İşte bu hücresel iletişime harika bir örnek. Vücudunuzu sevmeniz tam sağlık için en önemli şart. Hele bunun üzerine bir de vücudunuza onu sevdiğinizi ve size şimdiye kadar katlandığı için ne kadar şükran dolu olduğunuzu iletirseniz, hücreleriniz sevinçle kendi işlerini en iyi şekilde yapmaya başlayacaklardır.

5. Göbek Çakrası

Göbek deliğimizde yer alan bu çakra hakkında çok az ve hatta karmaşık bilgiler var. Ben burada bana Yüksek Benliğim ve Kutsal Anne tarafından iletilen bilgileri veriyorum. Bu çakra fiziksel ve duygusal farkındalığımızın merkezidir. Solar Pleksus’la beraber sindirim sistemini yönetirler. Bu dönemde ister istemez farkındalığımız artarken, farkındalığı zihinsel olarak kabul etme yetimiz aynı hızla ilerlemiyor. Ben bu konuda egonun muhafazakar yaklaşımını suçluyorum. Farkındalık ve buna rağmen bir şeyler yokmuş gibi davranmak ise ruhsal sağlığı bozan etkilerin en başında geliyor. Bu noktada ruhsal sıkıntılar, hırçınlıklar ve elbette sindirim sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkıyor. Göbek çakrasının dengeli olması egonun da rahatlaması anlamına gelirken, bizi çevremize daha çok bağlayarak farkındalığımızın artmasına yardımcı oluyor. Bu yükseliş döneminde ruhsal sağlığımızın dengesini göbek çakraya verdiğimiz önemle sağlayabiliriz.

6. Avuçlar – Eller

Arkadaşlar, ellerimizi bir düşünün… Onlarla yemek yaparız, bir şeyler üretiriz, şifa veririz, tokalaşırız, okşarız ve sevgimizi, kabulümüzü gösteririz ve hatta onlarla konuşuruz – duysak da duymasak da. Avuçlarımızın tam ortasındaki bu çakralarla neden daha önceden çalışmadığımızı ben gerçekten anlayamıyorum. Bence bu çakralar kalp çakrasının bir devamı ve kesinlikle dengelenmesi gerekiyor. Son zamanlarda elleriniz titriyorsa, ellerinizden bir şeyler kayıp düşüyorsa, ellerinizde karıncalanma ya da uyuşma hissediyorsanız, aşırı sıcak ya da soğuksa lütfen bu enerji merkezine dikkat edin. Sevgisizlik, güvensizlik ve başarısızlık korkusu bütün bu semptomların sebebi olabilir. Bir diğer sebebin ise var olan şifa yeteneğinizi kullanmamanız olması olası. Bu çakrada kalp çakrası ile beraber çalışın. Kalbinizin gücünün ve sevgisinin buraya aktığını zihin gözünüzde görün. Bu aynı zamanda Mor Alev enerjisinin halihazırda yerleştirilmiş olduğu bir çakradır. Avuçlarınızdaki Mor Alevi aktive ederek sorun olarak gördüğünüz her şeye avuçlarınızın ortasından Mor Alev yollayabilirsiniz. Son zamanlarda neredeyse her seansımda bu bilgiyi vermem ve avuç çakralarını aktive etmem isteniyor.

7. Dirsekler ve Dizler

Dirsekler ve dizlerdeki çakraların fonksiyonları birbirine benzer. Özellikle hareketlilik ve esneklik onların ana konularıdır. Bu iki set çakra da günümüzde önem kazanan çakralardan, çünkü büyük değişimin tam ortasındayız ve artık olduğumuz yerde durmamızın bize hiçbir faydası yok. Her iki çakra da değişime büyük hizmet veriyor. Bu özellikleri sadece fiziksel olarak görmeyin. Burada duygusal, zihinsel ve ruhsal esneklik ve hareketten de bahsediyoruz. Esneklik bize değişime uyum sağlama, etrafımıza hoşgörü ile bakma ve yaratıcı çözümler getirme becerilerini getirir. Hareketlilik ise düşündüğümüz çözümleri gerçek hayatta uygulamayı ve değişiklik yapmayı destekler. Her iki çakrada da dengesizlik olduğunda sonuç fiziksel olarak eklem ağrıları, romatizma, kemik hastalıkları olarak ortaya çıkar. Eğer kendinizi harekete geçemiyor, bloke olmuş hissediyorsanız bu çakraları dengeleyin. Eğer eklem ağrılarınız varsa mutlaka bu çakralarla çalışın.

8. Omuzlar

Arkadaşlar, bu çakradan burada bahsedip bahsetmemeyi düşündüm, çünkü omuz çakralarına sadece son iki seansta dikkat çekildi. Ama bir şey biliyorsam, o da bir defa bir yere dikkatimi çekiyorlarsa onun devamı gelecektir. Omuz çakrası her iki omuzun başında bulunur ve fiziksel, duygusal, ruhsal ve zihinsel sağlamlığımızı ve metanetimizi yönetirler. Çok fazla baskı altındaysak “omuzlarımız çöker”, bir işi başarıyla tamamladığımızda “omuzlarımızdan yük kalkar”. Bana söylenen, üç çeşit kaos ve kargaşa yaşadığımız:
1. İçsel (Arzularımız ve yaşamlarımız birbirine uymuyor)
2. Kişisel (ilişkilerimiz ve işimizde değişim ve baskı)
3. Toplumsal (Sosyo-politik ve ekonomik zorluklar). Bütün bunlar yeniyi getirmek için zorunlu. Ama bizim de tüm sorunları “omuzlayabilmemiz” için büyük bir güce ve sağlamlığa ihtiyacımız var. Omuz çakraları bu noktada devreye giriyor ve bize ihtiyacımız olan dayanma gücünü ve metaneti veriyor.

9. Ayaklar

Ayak Çakraları tam ayak tabanımızın ortasındadır ve Kök Çakranın devamıdır. Bu çakranın özelliği doğrudan Gaia’nın enerjisini bize iletebilmesi ve bizdeki negatif enerjiyi ise topraklayabilmesidir. Enerji dengemizi sağlar, baş dönmesinden, depresyona ve dolaşım bozukluklarına kadar büyük bir yelpazedeki sorunları bertaraf eder. Ama bununla da kalmaz, ayaklarımız fiziksel vücudumuz için ne kadar önemliyse, duygusal ve enerjik vücutlarımız için de o kadar önemlidir. Sağlıklı ayaklar ve ayak çakraları hayallerimizi bu hayatın gerçekliğine demirleyebilmemize yardım eder. Diğer bir değişle, hayallerimizi gerçekleştirmemizde ayak çakralarının büyük rolü vardır. Bizi arzuladığımız yere “götürürler”. Ayak masajının sizi ne kadar rahatlattığını hatırlayın. Ya da ayağınızdaki küçücük bir nasırın ne kadar canınızı yaktığını… Ayaklar sevilmeyi sever. Bu çakrayı çıplak ayak yürüyerek, toprağa basarak,  masajla, pedikürle, dans ve doğada yürüyüşle aktive edebilirsiniz.

Bugünkü yazım çakraları dengelemek için genel bir rehber niteliğinde. Bazı adımlarıda aynı diğer meditasyonlar gibi.

  1. Kendinize 15-20 dakika ya da arzunuza göre daha uzun vakit ayırın ve hiç rahatsız edilmeyeceğiniz bir yere gidin.
  2. Rahat bir yere oturun, yatmayın, yatmak yeni başlayanlarda uykuya yol açabiliyor. Omurganız düz dursun, dimdik asker gibi durmanıza gerek yok ama nefesin düzenlenmesi açısından sırtın sağlıklı bir şekilde düz durması gerek. Çene çok hafif aşağıya doğru, ellerinizi önünüzde kavuşturabilir ya da dizlerinize yukarı açık koyabilirsiniz. Omuzlarınızı rahat bırakın, çenenizi kasmayın, tüm vücudunuzu kontrol edin ki meditasyonun ortasında rahatsız olup pozisyon değiştirmek zorunda kalmayın.
  3. Genelde ne meditasyonu olursa olsun bir niyetle başlamak iyidir. Niyetiniz bu meditasyon için ‘vücudunuzun tüm enerji merkezlerini dengelemek ve sağlığınıza katkıda bulunmak’ ya da ‘çakraları dengeleyerek Tanrı’nın sevgisini hissetmek’ olabilir, siz ne niyet ediyorsanız onu aklınızda kurgulayın.
  4. Önce nefesinize dikkatinizi verin. Derin nefes alın, bir saniye durun, nefesi geri verin. Nefesinizi iyice yavaşlatın. Belli bir ritim tutturun.
  5. Aldığınız her nefesle, ciğerlerinize ve kalp çakranıza ışık doldurduğunuzu hissedin. Bu ilk nefeslerle aldığınız ışığın ya Tanrının beyaz ya da Michael’ın mavi ışığı olmasını tavsiye ederim. Çünkü önce korunma kalkanımızı açacağız. Bu ışığın kalbinizden tüm hücrelerinize ve auranıza yayıldığını ve etrafınızda bir balon oluşturduğunu hayal edin ve bu ışık balonu sizin kalkanınız olacak. İsterseniz o noktada aklınızdan Michael’ı sizi koruması için çağırabilirsiniz.
  6. Şimdi, istediğiniz bir renk ışığı o günkü ihtiyacınıza ya da içinizden gelen rehberliğe göre seçebilirsiniz. Tanrı sevgisini, saflık ve açıklığı temsil ettiği ve tüm ışık huzmelerini içinde barındırdığı için beyaz en çok seçilen renk. Ancak konumuz sağlığı da ilgilendirdiği için Rafael’in yeşil ışığı veya Mor Alev de çok etkili. Melek enerjilerinden o anda size yakın gelenini seçebilirsiniz. Benim her seferinde seçimim başka oluyor, bazen de renk ben seçmeden kendiliğinden geliyor. Bu seçtiğiniz renk ışığın gökyüzünden, bizim güneşimizin de etrafında döndüğü samanyolunun merkezindeki güneşten size doğru parlayarak ve tertemiz bir şekilde geldiğini aklınızda canlandırın. Eğer melek enerjisi ile çalışacaksanız ilgili meleğin yardımını isteyin ve enerjinin onun ellerinden geldiğini, yanınızda durduğunu düşünebilirsiniz (Ve yanınızda da olacaktır, bundan eminim!) Bu güçlü ışığı Taç çakranızdan başlayarak tek tek aşağıya kadar indirerek tüm çakralarınızı temizleyeceksiniz.
  7. Zihin gözünüzle Taç çakranıza bir bakın. Daha sabah meditasyon yapmış olsanız bile benim değimimle çer çöp yani negatif ya da dengesizlik yaratan enerji yapışmıştır. Çakranızı bir pervane ya da çiçek gibi düşünün, tüm yaprakların arasının o ışıkla yıkandığını, çakranın kendisinin parlamaya başladığını ve dönme hızının artarak dengeli bir seviyeye geldiğini görün. Vücudunuzda o çakranın bulunduğu bölgedeki tüm hücrelerin, organların, kanın, dokuların, kısacası o çakrayla ilgili tüm fiziksel yapının canlılığa kavuştuğunu hatta DNA nızın bile ışıkla yıkandığını düşünebilirsiniz.
  8. Benim deneyimime göre her çakra da bu temizlik işlemi farklı zamanlarda farklı sürede bitiyor. Sonuçtan memnun olup dengelemenin f9ea708f380acd3e6e8ddf80faac6e86yapıldığını hissetmek ve bir sonraki çakraya gitmek size kalmış bir şey. Ve bunu hissedeceksiniz, bundan eminim. Bazen tam olarak temizleyemediğim çakralarım oluyor, ben de olduğu kadarıyla yetinip bir sonraki meditasyonda kaldığım yerden devam ediyorum.
  9. 7 ve 8. İşlemi tüm çakralar için yaptıktan sonra vücudunuzun tamamı olabilecek en güzel renklerde parlıyor olmalı. Omurganız tüm çakralarla sağlıklı bir enerji alışverişini sağlıyor, içimizdeki makine temizlenip yağlanmış tıkır tıkır çalışıyor olmalı.
  10. Kalbinize geri gidin ve oradan bir kordon ya da kablonun çıktığını görün, rengi kırmızı ve bunun aşağıya doğru indiğini, kök çakranızdan dışarı çıkıp yere girdiğini ve dünyanın merkezine doğru gittiğini görün. Dünyanın merkezinde Dünyanın ruhu yani Gaia yaşıyor, ona bu kordonun ucunu verin. Gaia toprak anadır, bizim yeryüzündeki hayatımızı devam ettirmemizi sağlar. Ona orada teşekkür edebilirsiniz.
  11. Geriye kalbinize dönün ve onun üzerinden bir gümüş kablonun yukarıya doğru çıktığını ve Tanrının kalbine gittiğini görün.  Bu son iki madde hem bizim ayaklarımızın yere basmasını sağlar hem de hepimizin ruhunun Tanrıyla olan bağını hatırlatır.
  12. Eskiden meditasyonlarda çakralar kapatılırdı, ama artık bu gerekli olmadığı gibi zararlı da. Bu değişim zamanında çakraların sürekli açık kalmasına ihtiyacımız var. Meditasyonun sonunda koruma kalkanınızı bir daha güçlendirin. Vakit ayırmış olduğunuz için kendinize, korunma için Michael’a ve eğer başka meleklerden de yardım istediyseniz onlara ve Tanrıya teşekkür edin.
  13. Yavaş yavaş geri gelin. Gözlerinizi açın, gerinin, hayata devam edin.

Bu meditasyonu ilk defa yaparken biraz ders çalışmak gerekebilir ama bir-iki seferden sonra tamamı çok çabuk olmaya başlayacak. Hem siz çakraları daha kolay tanıyacaksınız hem de sorunlu çakraları ayırt etmek, ışığın yönlendirilmesi gibi konularda içgüdüleriniz devreye girecek. Unutmayın, önemli olan niyet. Kendinizi rahatlatacak yerde meditasyonu doğru mu yaptım diye endişelenmek kimseye yaramaz. Sıkıldığınız anda meleklerinizden yardım isteyin.